Failover Clustering Mimarisinde Quorum Konfigürasyonu – Windows Server 2012

20 Ağustos, 2016

Quorum, yeter sayı demektir. Yani bir failover cluster ortamında cluster’ın canlı veya ayakta kalabilmesi için gerekli olan oyların toplamını ifade ediyor. Bu oylar cluster üyesi node(sunucular) tarafından veya diskler tarafından verilebilir. Bunların nasıl ayarlandığını, hangi yapıyı neden ve ne zaman seçmemiz gerektiğine dair quorum konfigürasyonunu inceleyelim.

Dedik ki, bir failover cluster yapısında, yapının ayakta kalmasına yani cluster’ın kapanmamasına karar verecek olan quorum konfigürasyonudur. Bir clusterda birden çok node var. 2 veya daha fazla. 10 da olabilir, 5 de.. tek sayı da olabilir, çift sayı da. Ancak bazen olur ki, bu nodelar arıza vermeye ve kapanmaya başlar. İşte o zaman cluster sayesinde, çöken sunucu yerine diğer canlı sunucular (nodelar) görevi devralırlar ve sistem hizmet vermeye devam eder. Peki o görevi devralan sunucu da çökerse, daha fazla sunucu da çökerse ne olacak? İşte burada kaç tane sunucu çöktüğünde sistem ayakta kalabilsin sorusuna quorum ayarları karar verecek.

Genel mantık şu şekildedir: Bir failover cluster, nodeların yarısından fazlası ayakta olursa çalışmaya devam eder. Örneğin: 7 tane node varsa 4 tanesi çöker 3 tanesi ayakta kalırsa, sistem kapanır. 3 tanesi çöker de 4 tanesi ayakta kalırsa sistem çalışmaya devam eder. Diğer çöken node’lar da tekrar ayağa kalktıklarında cluster yapısına dahil olup çalışmaya devam edebilirler.

Node’lar yani failover cluster’ın üyesi olan sunucular diğer sunucuların çöktüğünü bildiğiniz gibi kendi aralarındaki heartbeat (kalp atışı) denilen ağ üzerinden haberleşerek öğreniyor.

Bu node’ların ortak kullandığı disk üzerinde aynı sadece bir tanesinin yazma yetkisi vardır. İki node’lu bir yapıda bir disk yazarken diğeri erişemez. Bu olaya da split brain (ayrık beyin) deniyor.

Quorum Oylaması

Bir failover cluster içindeki nodelar ve oy verme yetkisi varsa diskler oy kullanabilir. Oy verenler ve birbiriyle haberleşebilenler çoğunlukta ise cluster çalışmaya devam eder. Oy verebilenler azınlıkta kalırsa, oy çokluğu ile clusterın kapanmasına karar verilir ve cluster kapanır. Gayet demokratik bir sistem.  Bu esnada kapandan nodelardan bazıları tekrar açılır ve ayağa kalkar da canlı olan nodeların sayısı tekrar çoğunluğu ele geçirirse cluster çalışmaya devam eder.

Bu sebeplerden dolayı oy verecek olan kişilerin (node, disk, file share) toplamı tek sayıda olmalıdır. Bakın nodeların toplamı değil, oy verecek olanların toplamı tek sayı olmalı. 2 node ve 1 disk 3 oy yapar. Uygundur. 5 node tek başına uygundur gibi. Qourum konfigürasyonunda kimlere oy hakkı vereceğimizi belirliyoruz.

Nodeların dışında diskler veya dosya paylaşımları (file share) da oy verebilir. Bunlara witness (tanık) deniyor. Disk witness ve file share witness’ların da 1er oy hakkı olabilir. Bu yapı özellikle çift sayıda node bulunduğunda kullanışlıdır. 4 tane node var ve 1 de disk witness varsa, 5 oy yapar. 3 oy , 4 oy veya 5 oy olduğunda cluster çalışır. 1 ve 2 oy kaldığında ise cluster kapanır.

Quorum Çeşitleri

4 tane quorum türü var arkadaşlar. Birisi Node Majority (Node Çoğunluğu) ki bu tür, en basit quorum çeşididir ve tek sayıda node olduğunda rahatlıkla kullanılabilir. Nodeların çoğunluğu, yani yarıdan fazlası ayakta ise yetersayı (quorum) elde edilir ve cluster ayakta kalır. Örneğin 5 nodedan 3ünün çalışması yeterlidir. Çöken diğer 2 node da ayağa kalkınca dahil olabilirler.

Bir diğeri Node & Disk majority (Node ve Disk çoğunluğu)

Bu da en yaygın quorum çeşididir. Çünkü piyasadaki failover clusterlar genelde 2 veya 4 nodedan oluşur. Böylece çift sayıda node olduğunda bir tane de diske tanıklık hakkı ve oy yetkisi verilir. Böylece toplamda tek sayıda oy hakkı bulunan eleman olur. Nodeların yarısı çökse bile bu disk ben ayakta kalanlar için oy kullanıyorum der ve yarıdan fazla oyla sistem çalışmaya yine devam eder. Bu diske disk witness veya quorum disk de deniyor. Bu diski failover cluster’ı oluştururken en başta paylaşılan depolama grubunda ayrı olarak oluşturuyoruz. Ama genelde bu disk Failover Cluster Manager ekranında görünmez, çünkü onlar iletişime geçmiyor.

Node ve File Share Majority de bir önceki quorum çeşidinin bir benzeridir. Bu yapıda oy hakkı disk yerine Dosya Paylaşım sunucusuna verilir. Çoğu zaman bir birinden uzak sitelardaki failover cluster yapılarında tercih edilir. Yine çift sayıda node var, bir tane de File Share Witness (kısaca FSW) oyu ile toplam tek sayıda oy elde edilir. Bu dosya paylaşım rolü tabii ki mevcut nodeların üzerinde değil, harici bir sunucuda olmalıdır. Bu sunucu da yine cluster yapısında dahil edilmeli ve tüm nodelar gibi bu da aynı domainde olmalıdır.

Bir diğer quorum çeşidi: No majority – disk only (çoğunluk yok – sadece disk var).

Bu çok riskli bir quorum çeşididir. Çünkü oy hakkı sadece özel bir diske verilmiştir. Node’ların oy hakkı yoktur. 8 node’lu bir sistemde 7 node çökse bile eğer bir node ayaktaysa ve bu disk (oy hakkı olan tek disk) sistem çalışmaya devam eder. Riski de şöyle ki, eğer bu diske bişey olursa bütün nodelar ayakta bile olsa Cluster çöker. Bu yüzden pek tavsiye edilmez.

Windows Server 2012’de varsayılan olarak bir failover cluster yapısı oluşturulduğunda tüm eklenen nodeların birer oy hakkı vardır. İleri seviye ayarlara girilerek bu oy hakları silinebilir.

Bir de advanced settings olarak dinamik quorum ayarlama var. Onu bir başka yazıya bırakalım.

 

 

Diş Ağrısına Silahlı Çözüm

29 Temmuz, 2008

Son bir iki haftadır kafamda hep şu sahne var: Elime bir shot-gun(pompalı) gibi bir silah yada tabanca alıyorum. Sağ yanağıma doğru uzatıp tetiği çekiyorum ordaki diş ağrısı birden bire kayboluyor. Evet, son günlerde ağır-hafif biraz diş ağrısı sıkıntısı çekiyorum. Bir iki ağrı kesici kullanınca da yarım saat içinde ağrıyı geçiriyor.

Ben artık gerçi alıştım ağrıya ama dediğim gibi o sahne sıksık gözümün önüne geliyor. İçimden diyorum acaba bir şiddet eğilimi mi var ki ben ufak bir soruna dahi silahlı çözüm getirmeye çalışıyorum. Açıkçası öyle sık sık bilgisayar oyunları oynayan birisi değilim ama silahlı filmler izlerim. En çok da soygun filmlerini severim.

Neyse tahmin ediyorum ki dişim çekileli bir hafta olmadı ama bir kaç gün içinde o ağrı yok olup gidecek, ben de rahata kavuşacağım. Ben böyle iki üç senede bir diş problemi yaşarım. Fakat küçükken 8-9 lu yaşlarda yoğun diş ağrıları çektiğimi, bir çok geceler ağrıdan ağladığımı, hatta bir iki ay boyunca diş ağrıları için eczacı komşumuza iğne yaptırmaya gittiğimi hatırlıyorum. Ne kötü günlerdi…

Zincir E-posta Sorunları

11 Temmuz, 2008

Son zamanlarda daha da daha da artan gereksiz ve istenmeyen e-postalardan artık herkes rahatsız olmuştur.

Olay şöyle başlıyor. Yalnız buraya girmeden önce şunu belirteyim. Burda hiç bir kurumu direk zan altında bırak istemem zaten isim de vermeyeceğim. Tahmini olarak bir senaryo kuracağım.

Amacı önceden belli olan birisi oturuyor. İnsanların dikkatini çekecek nasıl bir yazı yazabilirim, nasıl bir sunum hazırlamalıyım ki herkesi arkadaşlarına göndermeye ikna edebileyim. Fıkra, Can Dündar yazısı, Komik resimler, Dini içerikler, politik konular, sağlık sorunları, kan aranıyor ilanları, bir şirketi karalama, bir şahsı karalama, vatan sevgisi vs. vs.. birşeyler buluyor ve sunumu yada yazıyı kısaca içeriği hazırlıyor. En sonunda “bunu mutlaka arkadaşlarınıza gönderin” demeyi ihmal etmiyor. Hatta sadece arkadaşlarınıza değil, “listenizdeki tüm arkadaşlarınıza” diyor. Sonra da neden arkadaşlarınıza göndermeniz gerektiğini bile yazabiliyor. Sizi ikna etmek için uğraşıyor. Tamamlanınca da elindeki listeye gönderiyor. Yada önce kendi arkadaşlarına gönderiyor. Yada “en güzel sunular” gibi benzer bir içeriğe sahip siteye/sitesine yüklüyor. Ve o ileti artık başlıyor arkadaştan arkadaşa gönderilmeye, tüm Türkiye’yi dolaşmaya.

İşte bundan sonra başlıyor asıl olay da. O ileti gönderildikçe içerisinde e-posta adreslerini toplamaya başlıyor. Bu konuda toplumumuz da yeterince bilinçli olmadığı için gelen bir e-postanın içindeki e-posta adreslerini silme zahmetinde bulunmuyor. Yığıldıkça yığılıyor. Birisi listesindeki örneğin 50 arkadaşına gönderiyor. O 50 kişiden de en az 25 tanesi yine 50’şer arkadaşına gönderiyor. O gönderilenler de kendi listelerindekine derken milyonları bulması çok zor olmuyor. Ben bir defasında 32 nesil saydım. O kadar kere gönderilmiş beni bulana kadar. 32 kişiden geçmiş bana gelene kadar ve ordaki e-posta adreslerine bakınca kimden kime gelmiş, kim kime göndermiş, bana gönderene gelene kadar, hepsi tek tek yazıyor. Bir e-postanın kronolojik tarihi. Peki sonra ne yapılıyor.

O adresler toplanıyor, bir excel yada word dosyasına kopyalanıyor, bir liste oluşturuluyor. Binlerce e-posta adresi elde ediliyor. Sonra belki bunlar E-Pazarlama kullanan firmalara satılıyor. Yada zaten o firma tarafından yapılmış oluyor bütün bunların başlangıcı. Sonra bir bakmışsınız. Hiç bilmediğiniz bir reklam posta kutunuza düşüyor. Çünkü “group mail” gibi özel programlarla artık topluca gönderilen postalar spam(istenmeyen posta) olarak algılanmıyor.

Elbette herkes bundan rahatsızlık duymuyor olabilir; fakat ben çok rahatsızlık duyuyorum. Bir gün posta kutumu açtığımda “5 yeni ileti” görünce bunların 4’ünün istemediğim yerlerden gelen reklamlar/duyurular olmasından rahatsız oluyorum.

Peki ne yapalım?

Arkadaşlarımıza e-posta göndermeyelim mi? Beğendiğimiz, hoşumuza giden vs. postaları arkadaşlarımızla paylaşmayalım mı? Tabiki paylaşalım. Paylaşırken de madem arkadaşımızı sevdiğimiz için paylaşmak istiyoruz, o halde onun e-posta adresinin istenmeyen kişiler tarafında ele geçirilmesini engelleyelim.

Nasıl olacak?

– Öncelikle gelen iletinin içinde bulunan tüm posta adreslerini silelim.

-Sonra da göndermek istediğimiz kişilerin e-posta adreslerini yazalım ama BCC kısmına yazalım.
Bcc kısmına yazılan adresler karşı tarafa ulaştığında sanki sadece o kişiye gönderilmiş gibi olur. Bizim bütün listemiz görünmez.

Böylece o listeleri artık oluşturamazlar. Posta kutunuz belki rahatlar. Siz de:)

Mükemmel Çay Demleme Tekniği

10 Temmuz, 2008

Mükemmel çay demleme tekniği…

Bizim insanlarımızın günlük olmazsa olmazlarındandır çay. En azından benim için öyledir. İnanılmaz bir çay hastasıyım. Çay içmezsem duramam bazen. En çok da halı saha maçlarından sonra içtiğimin sayısını bilmezdim. Hele çaysız bir kahvaltı asla düşünemem. Tabi çay da kötü olmamalı. Çok güzel olmalı demiyorum ama kötü olmamalı. İşte böyle çay krizine girdiğiniz zaman önünüze kötü veya çok kötü bir çay gelirse anında çaydan soğursunuz. Çay içmek istemezsiniz. En fazla iki bardak içebilirsiniz. Hadi üç olsun. O da misafirlikte çayı çok sevdiğinizi bilen ev sahibini kırmamak için olabilir.

Çay bu kadar önemliyse, demlenmiş çayın kalitesi daha da önemli oluyor. Bunu sağlamak ve kendimize acımıyorsak bile en azından misafirimize güzel bir çay içirmek için bazı kurallara mümkün olduğunca uymamız gerekiyor. Şimdi adım adım harika bir çayın nasıl demlendiğini tarif edelim.

Çay Suyu Nasıl Koyulur?

Öncelikle çay suyu nasıl koyulur oradan başlayalım. Çeşme suyu kireçsiz, klorsuz, temiz ve içilebiliyorsa ne ala.. ama nerede??? O yüzden hazır suyu tercih edin. Çaydanlığın da kireçten arındırılmış olması ve özellikle dışının da temiz olması tat ve görüntü olarak etkili olacaktır.

Sıcak sudan değil mümkünse oda şartları sıcaklığındaki sudan çaydanlığın içerisine bir miktar su konur. Ama bu miktar çok önemlidir. Yani “ilk başta çaydanlığı iyice doldurayım, kaynayınca demliğe dökerim bir kısmını, biraz durunca hazır olur.. tekrar su kaynatmaya gerek kalmaz, hemen çay hazır olur” gibi bir mantık yok.. böyle çay demlenmez..demlenmek adı üstünde zaman isteyen bir olaydır. Yani çay yaprakları ile suyun birlikte geçireceği zaman ne kadar çok olursa çay o kadar harika olur (zaman açısından elbette bir üst sınır var). Bu bakımdan çaydanlığa koyacağımız su, kaynadıktan sonra demliğe dolduracağımızdan fazla olmamalıdır. Yani çayı demlediğimizde çaydanlıkta hemen hemen hiç su kalmasın. O miktar su da çaydanlığın içerisinde bi süre rahat bir şekilde kaynamış olmalıdır. Öyle su ısıtıcı cihazlar kesinlikle önerilmez. Suyun canını sıkmadan yavaş yavaş kaynatmalı.. Çay suyunun morali bozulursa çay da bozuk olur.

Çaydanlığa su doldurup onu öyle ocağa bırakmak kesinlikle çay suyu koymak değildir. Bu olay çay suyu koymaya bir hakarettir. Mutlaka demlik de üzerinde olmalıdır.. Demlik ise boş değil dolu olmalıdır.. içinde eski değil yeni çay olmalıdır.. o çay yaprakları da yıkanmış olmalıdır. Ve üzerine demliğin kapağının ters çevrilip içerisine alacağı kadar su ilave edilmelidir. Sonra da kapak kapatılır. Ocağın altı yakılır. İşte çay suyu böyle konulur.

Çayı Demleme

Şimdi demlemeye geçelim: Muhtemelen 10 dk. içinde kaynayacaktır o koyduğumuz su. Kaynayan suyu şarrrradan demliğe dökmek çayı mahveder yakar. Onu yani kaynayan suyu bir kenarda bir dakika kadar bekletip sakinleştirdikten sonra ucundan ve demliğin bir kenarından yavaş yavaş süzdüre süzdüre içine boşaltın. İşiniz varsa başkası yapsın bu işlemi. Gerçi ben başkasının koyduğu çay suyunu demlemem. Ama demleyen çok insan var. Sonra demliği de bir kenara bırakalım. Sakın ocağın üstüne koymayın onu. Bu çayın ölümü demektir. Başka bir yere koyun. Ve çaydanlığın içine şimdi gereken kadar ve mantıken bir önceki koyduğunuzdan daha fazla su koymalısınız. Demliği de bunun üzerine yan bi şekilde bırakıp demliğin kapağını da yan kapatıp ocağın altını kısın. O suyun kaynaması da 20 dk.yı bulur. Siz yarım saat beklerseniz daha iyi olur. Bir 5 dk. da altını kapatıp bekleyin, hemen içmeyin. Muhtemelen bu süre zarfında çay yaprakları demliğin dibine inmiş olurlar ve mükemmel çay süzgeç bile kullanmaya gerek kalmadan hazır olur.  Bu şekilde yapılırsa süzgeç kullanmaya gerek kalmaz. Şimdi içebilirsiniz..

 

demlikBu çay bir defa görüntü olarak sizi tatmin edecektir. Yani rengi içine attığınız çay miktarı ile de alakalı ama o kendinden emin rengi hissettirmek size bağlı. Peki, ilk bardaklarda çayın üzerinde yüzen değişik çöpler var mıdır? Bizim çayımızda yoktur.

Bu, klasik çay demleme sürecinin nasıl işlemesi gerektiğini anlatan bir yazıdır. Elbette çay demlemek için başka yöntemler de vardır. İçine değişik şeyler katanlar da vardır. Onlar ayrı konu…

Ayrıca yazı uzun olmasın diye bazı hareketleri neden yaptığımızı açıklamadım. Hepsinin sebebi var. İsteyenler özel olarak irtibata geçebilirler…

Bu şekilde demlenmiş çaylar içmek dileğiyle.


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.